YURTTAŞ ŞİFA MERKEZİ MANİSA


Karaciğer Yağlanması

Karaciğer Yağlanması
KARACİĞER YAĞLANMASI NEDİR,
NEDEN KAYNAKLANIR?

Toplumun yaklaşık yüzde 25’inde görülen, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerindeki olağan yağ miktarı ve oranının üst seviyelere çıkması, rakamsal olarak ifade etmek gerekirse de hücrelerin yüzde 5-10'dan fazlasının yağlı olması anlamına geliyor.
 
KARACİĞER YAĞLANMASI NEDEN KAYNAKLANIR?
 
Karaciğer yağlanması alkole bağlı ve alkol dışı nedenlerden kaynaklanabiliyor. Kısaca NAFL olarak tanımlanan alkol dışı karaciğer yağlanması alkol kullanmayan bir kişide, karaciğerde, alkol hasarına benzer bir yağ birikimi tablosu olarak tanımlanıyor. NAFL birden fazla hastalığın bir arada bulunduğu metabolik sendrom tablosunun bir parçası olarak da ortaya çıkabiliyor. Bu tablonun içinde obezite, Tip 2 diyabet, hipertansiyon, insülin direnci, kalp damar hastalıkları, ürik asit yüksekliği yer alabiliyor.
 
Karaciğer yağlanmasının birden çok nedeni vardır. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, egzersizden yoksun yaşam, sosyal hayatın zenginleşmesi, yoğun çalışma temposu nedeniyle beslenmeye gereken önemin verilmemesi ve genetik yatkınlık gibi faktörlerin de karaciğer yağlanmasını oluşturan diğer nedenler arasında sayılabilir.
 
Ayrıca, alkolik karaciğer hastalığı, Hepatit C, Wilson hastalığı, çok uzun süre aç kalma, damardan beslenme, bazı ilaçlar, Reye sendromu gibi sorunlar da karaciğerin yağlanmasına yol açan etkenler arasında.
 
KİMLER KARACİĞER YAĞLANMASI RİSKİ ALTINDA?
Diyabet hastalığı olanlar, insülin direnci yüksek kişiler, kan yağları yüksek olanlar, vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanlar, alkol kullananlar,
Sağlıklı beslenme alışkanlığı olmayan okul çağındaki çocuklar, özellikle ofis tarzı masa başı işlerde çalışan, düzensiz yemek saatleri olan ve egzersizden yoksun erişkinler ve menapoz sonrasında, risk faktörleri arttığı için karaciğer yağlanması da daha sık görülüyor.
 
 
HANGİ BELİRTİLERLE ORTAYA ÇIKIYOR?
Karaciğer yağlanması genellikle belirti vermiyor ve başka bir amaçla yapılan ultrasonografide ya da check-up taramalarında karaciğer enzimlerinin (ALT, AST, GGT) yüksekliği ile fark ediliyor. Çok nadiren halsizlik, karın sağ üst kısmında dolgunluk gibi yakınmalar gösterebiliyor. Hastalık bazı hastalarda da doğrudan siroz veya karaciğer kanseri bulguları ile ortaya çıkıyor. Geçmiş yıllarda nedeni bilinmeyen (kriptojenik) siroz olarak tanımlanmış vakaların yüzde 70’inin karaciğer yağlanması risk faktörlerine sahip olduğu saptanmış ve altta yatan nedeninin karaciğerin yağlanması olduğu gösterilmiş.
 
NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?
Karaciğer yağlanmasının tedavisinde en önemli adım, yağlanmaya sebep olan faktörlerin düzeltilmesidir. Yani kilo vermek, kan şekeri ve kan yağlarının kontrolünün sağlanması, insülin direncinin düzeltilmesidir. Dünyada halen devam etmekte olan pek çok çalışma bulunmasına rağmen, hiçbir ilaç tedavisi karaciğer yağlanmasının tedavisinde kilo vermekten etkin değildir.
 
Hedef kilo kaybı hafta 0.5-1 kg olmalı, hızlı kilo kaybından karaciğerdeki hasarı artırma riski olduğundan kaçınılmalı. Karaciğerdeki hasar özellikle mevcut kilonun yüzde 5-10’u kaybedildiği zaman düzelir. Bu hastalarda metabolik problemler de sık görüldüğü için, kan şeker kontrolü ve insülin direncini azaltan, kan yağlarını düşüren ilaçlar gereklilik halinde önerilir. Karaciğer yağlanması hastaları eşlik eden metabolik rahatsızlıkları sebebiyle, Gastroenteroloji, Endokrinoloji, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanları ile birlikte multidisipliner olarak izlenmelidir.
 
SİROZA DÖNÜŞÜR MÜ?
Karaciğer yağlanması genel olarak ikinci derece yağlanmalardır. Basit yağlanma ve karaciğer hücrelerinde iltihap ve bağ dokusunun geliştiği steatohepatit. Karaciğerde yağ birikiminin olduğu ancak karaciğerde iltihap gelişiminin olmadığı basit yağlanmada siroz riskinin düşük olmasına karşın karaciğer hücrelerinde iltihap ve bağ dokusunda artışın ortaya çıktığı steatohepatit durumunda ise siroz riski artar. Günümüzde karaciğerdeki hasarı belirleyen Fibroscan/CAP yöntemi ile yağlanmaya bağlı karaciğerin sertlik derecesi ve karaciğerdeki yağ miktarının kantitatif ölçümü yapılabilmektedir, böylelikle birçok hastada karaciğer biyopsisi yapılmasına gerek kalmamaktadır.
 
KARACİĞER YAĞLANMASINDAN KORUNMAK İÇİN NELER YAPILMALI?
Sağlıklı beslenmek gerekir. Karaciğer yağlanması hastalarına da diyet önerilerinde bulunulurken, protein, yağ ve karbonhidratların dengeli bir oranda olduğu, tek besine yönelik kısıtlamanın olmadığı ve sürdürülebilir kilo kaybının sağlandığı diyetler tercih edilmelidir. Glisemik indeksi düşük gıdalar, lif içeriği yüksek yeşil sebzeler ve tahıllar, baklagiller ve günde 1-2 porsiyonu geçmeyecek şekilde taze meyveler tüketilmelidir. Sakatat, krema, margarin, çikolata gibi yağ ve şeker içeriği yüksek gıdalardan kaçınılmalıdır.
- Düzenli egzersiz: Haftada en az 3-4 gün 30-45 dakikalık tempolu yürüyüşler yapılmalıdır.
- Alkolden uzak durulmalıdır.
- Bol su tüketilmelidir. (Günlük kilo başına 30-35 ml).
Karaciğer yağlanmasından korunmada sık dile getirilen, vitamin destek tedavileri ve kahve ile ilgili olarak şunu söyleyebiliriz; “Karaciğer yağlanması ile ilgili E ve C vitamininin faydasını gösteren bazı bilimsel çalışmalar olmasına rağmen ek vitamin desteği olarak kullanımını genellememek gerekir. Hasta bazında hekim tarafından değerlendirilmelidir. Kahveye gelince, kahve karaciğere dost bir içecektir, ancak çalışmalarda karaciğer harabiyetini azaltan dozun en az 3 fincan olduğu gösterilmiştir. Bu da yüksek kafein miktarı nedeniyle kardiyovasküler riskleri artırabileceğinden genel bir öneri olarak algılanmamalıdır”