YURTTAŞ ŞİFA MERKEZİ MANİSA

KIL DÖNMESİ

KIL DÖNMESİKıl Dönmesi Tedavisinde Ameliyatsız Yöntem 
Pilonidal kist nedir?
Pilonidal kist,  kalça çukurunun yakınında kuyruksokumu kemiği (koksiks) boyunca oluşan bir kisttir. Bu kistler genellikle kıl ve deri kalıntıları içerir. Pilonidal kisti olan bazı kişilerde hiçbir belirti olmayabilir (buna asemptomatik adı verilir); bazı kişilerde ise kistte enfeksiyon gelişebilir ve buna bağlı olarak ağrı ve iltihap görülebilir. Pilonidal kistlerin tedavisi ve idaresi, hastalığın kapsamı ve kronikliği de dahil olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. Pilonidal kistlerin tekrar oluşması normaldir ve bu durumun, kişilerin yaklaşık %40-%50'sinde görüldüğü tahmin edilmektedir.
Pilonidal kistlerin görülme sıklığının 100.000 kişide yaklaşık 26 vaka olduğu tahmin edilmektedir. Pilonidal kistler, erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür ve beyaz ırkta diğer ırklara göre daha yaygındır. Pilonidal kistler genellikle 15-24 yaşları arasında görülür ve 40 yaşından sonra oluşması nadirdir.
Belirtilera
Daha önce bahsedildiği gibi, pilonidal kisti olan bazı kişiler hiçbir belirti göstermeyebilir ve tek bulgu, sakrokoksigeal bölgedeki deride bir çukur ya da açıklık (boşluk) olabilir. Ancak, eğer pilonidal kist enfekte olursa aşağıdaki belirtiler oluşabilir:
•           Alt omurda ağrı
•           Deride kızarıklık
•           Deride sıcaklık
•           Alt omurda şişme
•           Alt omurda derideki bir delikten cerahat akması
•           Ateş (nadir)
Daha nadir olarak, pilonidal kistler, eller gibi vücudun diğer bölgelerinde de oluşabilir.
Artık kıl dönmesine ameliyatsız çözüm var!
Halk arasındaki adıyla 'kıl dönmesi', bilimsel adıyla 'Pilonidal Sinüs' hastalığı artık 'Kristalize Fenol' yöntemiyle ameliyatsız da tedavi ediliyor. Halk arasında kıl dönmesi olarak bilinen hastalığın nedenlerini, korunma yöntemlerini ve her 100 hastadan 80-85’inin kıl dönmesi sorununu ortadan kaldıran Kristalize Fenol yöntemiyle tedavi edilebilmektedir.
Kıl dönmesi hastalığının sebep olduğu sorunlar ve sıkıntılar ile hayatı dayanılmaz hale getirebilmektedir.Kuyruk sokumunda akıntı, apseleşme ve bununla birlikte popo üzerine oturamama, ağrılar, şişmeler, kaşıntılar. Hastalığın temeldeki nedeni ise kuyruk sokumundaki derinlikte kılların burgu yaparak deri altında toplanması ve reaksiyon olarak akıntıların ortaya çıkması. Buna bir de aşırı kıllanma ve kişisel hijyen yetersizliği de eklenirse yani kuyruk sokumundaki cildin altına kıl, saç, tüy ve hava da girerse yara, apse, fistül ve deri oyukları oluşabiliyor, akıntılı lezyonlar ortaya çıkıyor ve kıl dönmesi sorunu kronikleşiyor. Tüm bunlar kokuya ve çamaşırların kirlenmesine de neden olarak bireyin yaşam kalitesini ciddi anlamda olumsuz etkiliyor.      
Kıl dönmesinden korunmak için günlük duş alınması, kuyruk sokumu bölgesindeki kılların temizlenmesi ve gerekirse lazer epilasyon büyük önem taşıyor. Tedavide ise lokal bakım, banyolar, epilasyon, kristalize fenol uygulaması gibi ameliyat dışı yöntemleri iyi bilmek ve uygulamak gerekiyor.
Kristalize fenol uygulaması ayaktan, kısa, ağrısız olarak gerçekleştirilen tedaviler olarak kabul ediliyor. Vakaların bazıları ise, özellikle tekrarlamış vakalar ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilemeyecek kadar yaygın, geniş olabiliyor. Bu durumlarda hastalıklı dokunun çıkarılması; yani cerrahi müdahale zorunlu olabiliyor.
 
KRİSTALİZE FENOL İŞLEMİ NASIL UYGULANIYOR?
Kıl dönmesinde kristalize fenol uygulamasının doğru teknikle uygulama yapıldığında en geçerli ve etkili sonuçların alındığı tedavi yöntemlerinden biridir. Uygulama ameliyathanede değil proktoloji ünitelerinde ofis şartlarında, hastada küçük bir bölgeye uygulanan lokal anestezi yardımıyla yapılıyor. Steril koşullarda sinüsler temizleniyor; kıllardan arındırılıyor ve içleri iri naftalin kristallerine benzeyen kristalize fenolle dolduruluyor. Kristalize fenol, yarayı temizleme etkisi ile sinüslerin içlerini temizliyor ve bir iyileşme-kapanma sürecini başlatıyor. Ağrısız bir işlem olan bu uygulama ile hasta evine gönderiliyor ve hemen sabahına banyo yapması öneriliyor. Hastanın günlük aktivitelerine devam etmesinde, işe-okula gitmesinde bir sakınca bulunmuyor.
Kristalize fenolün başarı oranı oldukça yüksek her 100 hastadan 80-85’inin kristalize fenol uygulamasıyla bu sorundan kurtulabiliyor.