YURTTAŞ ŞİFA MERKEZİ MANİSA

YURTTAŞ ŞİFA MERKEZİ

YURTTAŞ ŞİFA MERKEZİŞafi ismi ile her türlü hastalığa karşı şifa veren, yegane merhamet sahibi, tüm mahlukatın Rabb’i olan Allah’ın adıyla başlanılan her iş sonuca ulaşır. İlkokula başladığım yıllardan beri hep hayalim doktor olmaktı. Rabbim nasip etti ve Genel Cerrahi uzmanı oldum. Tedavisi olmayan hastalıkların çaresini keşfetmek çocukluktan beri en büyük hayalimdi. Üniversite yıllarımda bir yandan Batı Tıbbına göre eğitim alırken bir yandan da Tıbb-ı Nebevi ve Doğu Tıbbını araştırmaya başlamıştım.

Batı Tıbbı ya da modern tıp denilen ekolün bazı hastalıklara gerçek şifa yerine sadece belirti ve semptomları giderdiğini, kronik hastalıklarda kortizon ile çare olmaya çalıştığını gördüğümde hem Batı hem Doğu Tıbbının birlikte insanlığın yararına kullanılması gerektiğini düşündüm.   Doğu Tıbbını araştırırken çok farklı tedavi türlerinin olduğunu gördüm. Önce Tıbbı Nebeviyi yani koruyucu hekimliği ele aldım. Aidin Salih’in Gerçek Tıp kitabı ile tanışmam bana yepyeni rotalar açtı. Bu yollara ve sokaklara girip çıktıkça ne kadar çok araştırılacak konu olduğunu gördüm.            

Rabbimin doğru anlayış lütfetmesi her şeyden önemliydi. Yoksa becerileriniz ne kadar ileri düzeyde olsa da kısır kalır. Eski bir hekimin tıp sanatı ile ilgili dediği gibi “sanatımız uzun ve hayat ise kısadır”. O yüzden, eğer Allah’ın yardımı olmaz ise yine hayatınız faydasız ilimleri öğrenmekle geçer ve yine meyve veremezsiniz.   Şuna eminim ki Batı Tıbbı’nda kronik hastalıklar konusunda tedavi açısından herhangi bir yenilik veya bir keşif söz konusu değil. Çünkü Batı Tıbbı temelde insana birbirinden bağımsız robot parçaları gibi bakar ve kronik hastalıklarda gerçek bir çözüm sunmak yerine sentetik ilaçlar, toksik kimyasallar ile hastalık belirtilerini makyajlamaya çalışır ve çöpleri halının altına süpürerek çözüm sunduğunu zanneder.

Batı Tıbbı insanı et, kemik, deri ve damardan ibaret bir maddi beden olarak kabul ettiği müddetçe, insana bütüncül bir yaklaşımla çare olmaya çalışmadıkça başarılı olamayacak ve acılara ancak pansuman tedbirler sunacaktır.   Batı Tıbbı sadece ilaçla tedavi etmeyi düşündüğü, vücutta otoregülasyon (kendi kendine tamir mekanizması) olabileceğini, immün sistemin ve vücut dengesinin düzeltilmesinin tedavinin bir parçası olacağını düşünmediği müddetçe hep eksik kalacaktır. Kullanılan antibiyotiklerin barsak florasını bozup tüm dengeyi alt üst edeceği gerçeğini görmek zor değil.  

İlim aramak için hiç durmadan çaba gerekir. Antik Yunan tıbbını, İslam Tarihi boyunca farklı hekimlerin Antik Yunan Tıbbını geliştirmesi ile meydana gelen farklı tıp ekollerini (İbni sina, Er-Razi, İbnü’l Baytar, İbnü’n Nefis vb. ekolleri), Geleneksel Çin tıbbını, Tibet tıbbını, Ayurvedayı, farklı hekimlerin geliştirdiği farklı, bütüncül ve fonksiyonel tıp ekollerini ve farklı doğal tedavi yöntemlerini araştırdım ve halen bunların üzerinde çalışmaktayım. Okumaya ve araştırmaya devam ediyorum çünkü, ilim beşikten mezara kadardır.             
Tüm bu birbirinden farklı tıp ekollerini modern bilim ışığında doğru bir şekilde anlamak ve uygun bir şekilde birbirleri ile sentezlemeyi bana kolaylaştıran sır ise, Yüce Rabbimin kesintisiz yardımı ve O’nun muvaffak kılması ile Nebevî Tıbbın saklı incilerini anlayabilmektir. Başarılı olmamdaki en büyük faktör İnsan vücuduna bütüncül olarak yaklaşımım, “hastalık yoktur hasta vardır” diye yola çıkmam ve Alla’ın verdiği şifayı insanlara ulaştırmayı bir ibadet olarak görmemdir.  
Her hastayı ayrı ayrı ele alma, temel hayat tarzı değişiklikleri, kişiye özel beslenme ve kişiye özel perhiz tek başlarına yeterli olmamakla birlikte tedavinin olmazsa olmaz çok önemli temellerindendir.
Hastanın tedavisi yolunda atılacak ilk adım vücudun temizlenmesi ve iç dengenin sağlanması olduğuna inanıyorum. Tedavinin sabırla ve inançla başarılı olacağına önce hekimler inanmalı, sonra da hastasını buna ikna edebilmelidir.  

Pasta üretilen yere pastane, posta gönderilen yere postane dendiği gibi, hastane deyince sanki hasta üretilen, hastaların bulunduğu yer manası anlaşılıyor. O nedenle kliniğimizi kurarken isminin yapılacak fonksiyona uygun olması gerektiğini düşünerek Yurttaş Şifa Merkezi ismini verdik.   İyi niyetle çıktığımız bu yolda her gün yeni bilgiler öğrenerek yolumuza devam ediyoruz. Hastalarımızdan aldığımız sonuçlar ve onların duaları sayesinde daha büyük bir azimle çalışmaya ve Allah’ın verdiği şifayı insanlara sunmak için yürümeye devam ediyoruz. Sağlık ve huzur dileklerimizle